İstemenin Esrarı

Aciz insan Yaratıcı Kudrete dayandığı ölçüde azizdir. İnsanın çöküşünün durdurulduğu an, Sınırsız Kudretin takdirine teslim olduğu andır.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Yazarlar

Yetenek.com köşe yazarlarımızın katkılarıyla zenginleşiyor. Yazarlarımıza değerli katkıları için teşekür ediyoruz.

Sorunlar ve sorular

25-Ocak-2010
Gelişim, kişinin bilmediğini fark etmesi ile başlar. Bu farkındalığın ileri adımında da geri adımında da sorular yer almaktadır, ilerleten sorular ve gerileten sorular.

İlerleten soruları gerileten sorulardan ayıran, niyet, gaye, odak, üslup, v.b. etkenler vardır. En büyük etken ise merak duygusunun kullanım biçimidir denilebilir.

Sorunlar ve sorular

Sorular; hayatımıza kalite katmanın, değişimin, gelişimin, paylaşımın yapı taşları olmakla beraber sorunlarımızın da önemli etkenleridir.

Gelişim, kişinin bilmediğini fark etmesi ile başlar. Bu farkındalığın ileri adımında da geri adımında da sorular yer almaktadır, ilerleten sorular ve gerileten sorular.

İlerleten soruları gerileten sorulardan ayıran, niyet, gaye, odak, üslup, v.b. etkenler vardır. En büyük etken ise merak duygusunun kullanım biçimidir denilebilir. 

Kişinin merak duygusunu kontrollü ve yararlı kullanması nitelikli (ilerleten) soruları, nitelikli sorular da nitelikli cevapları getirir. Değişim ve gelişim için nitelikli cevaplara ihtiyaç vardır.

Merak duygusunun kontrol edilmemesi ve zararlı yönlendirilmesi de niteliksiz (gerileten) soruları, niteliksiz sorular da sorunları beraberinde getirir.

Kişinin kendisini ilgilendirmeyen meselelerle ilgilenmesi, merakını başkalarının özeline yönlendirmesi, kusurları araştırması, bilmenin kendisine fayda sağlamayacağı sorular sorması, sorun olarak kişiye geri döner. Fayda getirmeyen her soru; soru-n deryasına bir kulaç daha atmaya benzer.

Soru sormak öyle basit, rastgele, hemencecik oluverecek kadar basit değildir. Soru sormak çok ehemmiyetlidir, önemlidir, bir usulü ve üslubu vardır.

Soru sormanın önemini bilenler için her soru; bir hazinenin anahtarını bulmak gibidir. Hazineden faydalanmak için hazinenin varlığını, ona ulaşma yolunu ve doğru anahtarı bulmak gerekir.

Kişinin bilmediğini fark etmesi hazineyi keşfetmesine benzer, bilgiye ulaşabileceği doküman, hoca, araç gereç, v.b. hazineye götüren vasıtalardır ancak hazinenin kilidini açabilmek için doğru soruyu sormak gerekir.  Nitelikli(ilerleten) soru;  doğru anahtarı bulduracak fiili, zihni, manevi birlikteliği barındıran, kazandıran sorudur. Hazinenin doğru anahtarıdır.

Öylesine sorulan sorular da; rastgele seçilmiş yanlış anahtarlardır.

Gerileten (kişiye cevabı fayda sağlamayan) sorular ise yanlış anahtar bile değildir, onlar sorunların anahtarlarıdır.

Sorunlarımızın kaynağını doğru tespit edemeyiz çoğu zaman. Kullandığımız dil ve dil kalıpları içerisinde sorduğumuz sorular, sorunlara neden olarak üzerinde düşünmemiz ve analiz etmemiz gereken unsurlardır. Kişinin merakını, bilmesi gerekmeyen, öğrenmesinin kendisine yarar sağlamayacağı alanlardan çekip, hazineyi açacak anahtarı bulmaya yönlendirmesi; sorunlardan kurtulmasına katkı sağlayacaktır.

Her gerileten soru zihin dünyasına sokulan bir zararlı atık gibidir. Zihinsel durumumuz, duygusal ve bedensel durumumuzu da etkiler. Zihin ne kadar kirlenirse; duygularımız ve eylemlerimiz, niyetimiz ve hedefimiz, ilişkilerimiz ve işlerimiz, hayallerimiz ve ümitlerimiz, …,sözlerimiz hatta dualarımız bile bu kirlenmeden etkilenir. Önemsemeden, dikkate almadan, öylesine soruverdiğimiz soruların nelere zarar verdiğini kestirebilseydik, sorunları değil hazineleri açan anahtarları çoğaltırdık kesemizde.

Doğru anahtarları çoğaltmak bir yığın anahtar içerisinde bilinçli seçim yapmayı gerektirir. Kişiye her soru sormak için ağzını açtığında; seçtiği anahtarın neye yaradığını fark ettirecek bir bilinç. Bu farkındalık geliştikçe, soruların niteliği ve kişinin gelişim süreci de farklılaşacaktır. Böylece; sorular hayata sorun değil, değer katar.

 Soruları hayata değer katar kılan; insana değer katıp katmadığıdır. İnsana değer katan soru, hayata ve hatta ötesine değer katar. Bozmak, zarar vermek, engellemek, aksatmak, kafa karıştırmak, yıkmak v.b. ile değersizleşen sorular, sahibinden de değer çalar. Muhataba zarar vermek için sorulmuş olsa da kişinin kendisine zihni, manevi, fiili, içtimai, dünyevi ve uhrevi zarar olarak kayıt altına alınır.

Soru sormanın önemi; kazancın veya kaybın değerini belirler. Ya sorunuzla hazine bulursunuz veya sorun,  değer katar size sorunuz ya da değersizleştirir,  yeni yollar açarken çıkmazlara da sokabilir, güldürür yüzünüzü veya ağlatabilir, dostlar katabilirken hayatınıza dostları acıtabilir, cevabı çok şey öğretebilir bazen pişman da edebilir, geliştirir kişiyi veya geriletebilir, ilişkinize kalite getirebilir ya da bozabilir, başarınıza katkısı olurken başarısızlığın da nedeni olabilir…

Sorular; kişiye sunulmuş bir ikramdır. İkram, ikram edenin arzusuna uygun kullanıldığında hayatı güzelleştirir,  aykırı kullanmak isteyenler ikrama da ikram edene de nankörlük etmiş olmazlar mı?

İkramı amacına uygun kullanmak ve paylaşmak niyazıyla….

 

 

 

 

 

Sorunlar ve sorular

Sorular; hayatımıza kalite katmanın, değişimin, gelişimin, paylaşımın yapı taşları olmakla beraber sorunlarımızın da önemli etkenleridir.

Gelişim, kişinin bilmediğini fark etmesi ile başlar. Bu farkındalığın ileri adımında da geri adımında da sorular yer almaktadır, ilerleten sorular ve gerileten sorular.

İlerleten soruları gerileten sorulardan ayıran, niyet, gaye, odak, üslup, v.b. etkenler vardır. En büyük etken ise merak duygusunun kullanım biçimidir denilebilir. 

Kişinin merak duygusunu kontrollü ve yararlı kullanması nitelikli (ilerleten) soruları, nitelikli sorular da nitelikli cevapları getirir. Değişim ve gelişim için nitelikli cevaplara ihtiyaç vardır.

Merak duygusunun kontrol edilmemesi ve zararlı yönlendirilmesi de niteliksiz (gerileten) soruları, niteliksiz sorular da sorunları beraberinde getirir.

Kişinin kendisini ilgilendirmeyen meselelerle ilgilenmesi, merakını başkalarının özeline yönlendirmesi, kusurları araştırması, bilmenin kendisine fayda sağlamayacağı sorular sorması, sorun olarak kişiye geri döner. Fayda getirmeyen her soru; soru-n deryasına bir kulaç daha atmaya benzer.

Soru sormak öyle basit, rastgele, hemencecik oluverecek kadar basit değildir. Soru sormak çok ehemmiyetlidir, önemlidir, bir usulü ve üslubu vardır.

Soru sormanın önemini bilenler için her soru; bir hazinenin anahtarını bulmak gibidir. Hazineden faydalanmak için hazinenin varlığını, ona ulaşma yolunu ve doğru anahtarı bulmak gerekir.

Kişinin bilmediğini fark etmesi hazineyi keşfetmesine benzer, bilgiye ulaşabileceği doküman, hoca, araç gereç, v.b. hazineye götüren vasıtalardır ancak hazinenin kilidini açabilmek için doğru soruyu sormak gerekir.  Nitelikli(ilerleten) soru;  doğru anahtarı bulduracak fiili, zihni, manevi birlikteliği barındıran, kazandıran sorudur. Hazinenin doğru anahtarıdır.

Öylesine sorulan sorular da; rastgele seçilmiş yanlış anahtarlardır.

Gerileten (kişiye cevabı fayda sağlamayan) sorular ise yanlış anahtar bile değildir, onlar sorunların anahtarlarıdır.

Sorunlarımızın kaynağını doğru tespit edemeyiz çoğu zaman. Kullandığımız dil ve dil kalıpları içerisinde sorduğumuz sorular, sorunlara neden olarak üzerinde düşünmemiz ve analiz etmemiz gereken unsurlardır. Kişinin merakını, bilmesi gerekmeyen, öğrenmesinin kendisine yarar sağlamayacağı alanlardan çekip, hazineyi açacak anahtarı bulmaya yönlendirmesi; sorunlardan kurtulmasına katkı sağlayacaktır.

Her gerileten soru zihin dünyasına sokulan bir zararlı atık gibidir. Zihinsel durumumuz, duygusal ve bedensel durumumuzu da etkiler. Zihin ne kadar kirlenirse; duygularımız ve eylemlerimiz, niyetimiz ve hedefimiz, ilişkilerimiz ve işlerimiz, hayallerimiz ve ümitlerimiz, …,sözlerimiz hatta dualarımız bile bu kirlenmeden etkilenir. Önemsemeden, dikkate almadan, öylesine soruverdiğimiz soruların nelere zarar verdiğini kestirebilseydik, sorunları değil hazineleri açan anahtarları çoğaltırdık kesemizde.

Doğru anahtarları çoğaltmak bir yığın anahtar içerisinde bilinçli seçim yapmayı gerektirir. Kişiye her soru sormak için ağzını açtığında; seçtiği anahtarın neye yaradığını fark ettirecek bir bilinç. Bu farkındalık geliştikçe, soruların niteliği ve kişinin gelişim süreci de farklılaşacaktır. Böylece; sorular hayata sorun değil, değer katar.

 Soruları hayata değer katar kılan; insana değer katıp katmadığıdır. İnsana değer katan soru, hayata ve hatta ötesine değer katar. Bozmak, zarar vermek, engellemek, aksatmak, kafa karıştırmak, yıkmak v.b. ile değersizleşen sorular, sahibinden de değer çalar. Muhataba zarar vermek için sorulmuş olsa da kişinin kendisine zihni, manevi, fiili, içtimai, dünyevi ve uhrevi zarar olarak kayıt altına alınır.

Soru sormanın önemi; kazancın veya kaybın değerini belirler. Ya sorunuzla hazine bulursunuz veya sorun,  değer katar size sorunuz ya da değersizleştirir,  yeni yollar açarken çıkmazlara da sokabilir, güldürür yüzünüzü veya ağlatabilir, dostlar katabilirken hayatınıza dostları acıtabilir, cevabı çok şey öğretebilir bazen pişman da edebilir, geliştirir kişiyi veya geriletebilir, ilişkinize kalite getirebilir ya da bozabilir, başarınıza katkısı olurken başarısızlığın da nedeni olabilir…

Sorular; kişiye sunulmuş bir ikramdır. İkram, ikram edenin arzusuna uygun kullanıldığında hayatı güzelleştirir,  aykırı kullanmak isteyenler ikrama da ikram edene de nankörlük etmiş olmazlar mı?

İkramı amacına uygun kullanmak ve paylaşmak niyazıyla

 

 

 

Yetenek.com

Köşe Yazarları