İstemenin Esrarı

Aciz insan Yaratıcı Kudrete dayandığı ölçüde azizdir. İnsanın çöküşünün durdurulduğu an, Sınırsız Kudretin takdirine teslim olduğu andır.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Yazarlar

Yetenek.com köşe yazarlarımızın katkılarıyla zenginleşiyor. Yazarlarımıza değerli katkıları için teşekür ediyoruz.

Dönme Edebiyatı

14-Ocak-2010
Osmanlı´da devşirmelikden gelenlere şimdiki gibi ´´dönme´´ denmemiş,öteki olarak bakılmamış, kendilerine ikinci sınıf müslüman muamelesi yapılmamış ,güven duyulmuştur.Onlar da bu güvenin ve hoşgörünün karşılığını hizmetleriyle ve ülkeye bağlılıklarıyla vermişlerdir.Hep kuşkulanılan ve ötekileştirilen insanlardan birliğe bağlılık beklenemez.

Dönme Edebiyatı,


Gerek Müslümanlık gerekse Hristiyanlık dininde,dinin öğretilerinin insanlığa ulaştırılması ve bütün dünyanın aynı kutsal çatı altında toplanması nihai amaçdır.Bu amaca ulaşmak için kullanılan yöntemler hemen hemen aynı ancak isimleri değişiktir.İslamda bu araç ''Tebliğ'' (anlatmak,bilgilendirmek)olarak nitelendirirken,Hristiyanlıkda buna ''Misyonerlik'' denmektedir.

Musevilikde ise dinlerinin yayılması bir amaç değildir.Hatta böyle bir sorunları Hz.Musa'dan sonra hiç olmamıştır.Çünkü musevi bir anneden doğmamışsanız musevi olamazsınız.''Ben bu dini beğendim,musevi olayım'' diyen kişi musevi olamaz.Kişi kendisi olduğuna inansa bile diğer museviler onu musevi olarak kabul etmezler.Olsa olsa ancak ''musevi sempatizanı olabilir''. Şimdiki Evangelistler1 ise bunun en güzel örneğidir.

Osmanlı İmparatorluğunda ise duraklama yıllarının başlarına kadar geçen sürede kutsal amaç İslamiyeti bu dini tanımayanlara tanıtmak ve İslamiyeti yaymakdır.Ayrıca Osmanlı çok önemli bir sistemle ki patenti kendilerine aittir,ele geçirdiği topraklardaki müslüman olmayan tebadan zeki ve sağlıklı çocukları almış,önce müslüman yapmış; sonra da idari ve askeri hizmetlerde yararlanmak için eğitmiş ve onları çok önemli görevlerde kullanmıştır.Bu sistemin adı herkesin bildiği ''Devşirmeliktir''.Nice nice sadrazamlar,vezirler,komutanlar bu sistemle yetişmiş olup kendilerine güvenilen ve Osmanlıya bağlı insanlardır.Devşirmelikden gelenler için Sokollu Mehmet Paşa'dan Mimar Sinan'a kadar binlerce örnek verilebilir.Yaklaşık dört asır yaşamış olan yeniçeri ocağının temel insan kaynağı devşirmelik sistemidir.

Osmanlı'da devşirmelikden gelenlere şimdiki gibi ''dönme'' denmemiş,öteki olarak bakılmamış, kendilerine ikinci sınıf müslüman muamelesi yapılmamış ,güven duyulmuştur.Onlar da bu güvenin ve hoşgörünün karşılığını hizmetleriyle ve ülkeye bağlılıklarıyla vermişlerdir.Hep kuşkulanılan ve ötekileştirilen insanlardan birliğe bağlılık beklenemez.

İslamiyette, sonradan müslüman olan bir kişinin,doğumla müslüman olan bir kişiden farkı yoktur.Ayrıca bir kimsenin sonradan kelime-i şehadet getirerek müslüman olması cok kutlu ve mutlu bir olaydır.Hal böyleyken bir kimsenin yedi nesil ötesinde bile bir gayrimüslimlik durumu olsa neden şüphe ile bakıp ötekileştiriyor ve dönme sıfatını yakıştırıyoruz ?!!!

Neden bir milletvekilimiz,sanki esef verici bir durummuş gibi Cumhurbaşkanımız hakkında''aslında babaannesi türk değilmiş,sonradan müslüman olmuş ''diye açıklama yapıyor?Neden Cumhurbaşkanımız bunu bir hakaret olarak algılayıp,aynı milletvekiline hakaretden dolayı manevi tazminat davası açıyor?Sanki bütün müslüman türk milletinin kökü Ashab-ı Kiram'a2 mı dayanıyor?

Bu vesile ile de,maalesef ne dinimizden bu konuda bilgiyi ne de Osmanlı atalarımızdan hoşgörüyü miras olarak alamadığımız ortaya çıkıyor.



sefa.safi@yahoo.co.uk

1 Museviliğe yakın duran bir hristiyanlık mezhebidir.

2Ashab-ı Kiram ;Peygamberimizin çevresi ve hayatdayken en az bir defa onu görmüş bütün müslümanlar.

 

Yetenek.com

Köşe Yazarları